Editörden;

“Kur”u temizleme

Belirsizlik durumuna sebebiyet veren, tabiri caizse sektörün üstünde bir toz bulutu gibi gezen seçim gündemini acısıyla ve tatlısıyla nihayet geride bıraktığımızı söyleyebiliriz. Her ticari anlaşma, sorun veya meselelerde üretici ve yatırımcının geleceğe yönelik planlama sistemini etkileyen bu dönemin ülkemiz için hayırlı bir şekilde sonlandığını umuyorum.

         Bildiğimiz üzere ekonomimiz bir süredir çalkantılı bir dönem içerisinde. Döviz kurundaki dalgalanmaların oluşturduğu belirsizlikle birlikte ileriye yönelik planlamalarda aksaklıklar meydana geldi. Dengeler bozuluyor, kırılganlıklar artıyor ve güçleniyordu. Bu bozulmanın daha da hızlanarak sürmesi olasılığı yüksekti. O evrede tedbiri almak, içinde bulunulan durumu ekonominin yerli ve yabancı faktörleri ile paylaşmak olası kötü ihtimallere yönelik yapılabilecek en iyi çözüm yoluydu veya bir sigortasıydı. Dengelerin bozulduğu ortamda iktisat öğretisi ekonominin yavaşlatılıp soğutulmasını öngörür. Bu süreç ekonominin büyüme ivmesini kaybetmesi ile sonuçlanır. Büyüme hızlandı fakat ekonomideki tutarsızlık sebebiyle harcama-talep fazlası dengeleri bozdu diyebiliriz. Artan harcamaların, talep hacmini arttırması belli bir gecikmeyle enflasyonu hızlandırır. Büyümedeki yavaşlama seviyesinin artacak olmasına rağmen yine de temposu yüksek bir çalışma dönemi geçirileceğinin sinyallerini alıyoruz.

Şu an içinde bulunduğumuz dengeleri düzeltmek adına yapılması gereken şey dengeleri onaracak bir programı devreye sokup değirmeni çevirmeye çalışmak ve döviz talebini en aza indirgeyip ulusal parayı ilk tercih durumuna getirme eğilimi içerisinde olmaktır.

Piyasa penceresinden bakıldığı zaman ufuk çizgisinde ekonomi anlamında yoğun bir süreç bizi beklemekte. Her şey güllük gülistanlık olmasa da kötü günleri geride kaldığına inanmak isteyen ve yeniden planlamalarını ileriye yönelik yapabilecek ekonomi dünyasının bulunuyor olmasıdır. Bundan sonra oluşacak olan trend, sektörümüz açısından nasıl bir yol alacak hepimiz izleyip göreceğiz…