Akbarkod Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Ali Şahin;

Akbarkod Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Ali Şahin: “Önemli olan işinizi düzgün ve kaliteli yapmak, tercih edilen olmaktır.”

Sektörde kısa sürede yeniliklerin öncüsü olan ve sürekli büyüme kaydeden Akbarkod, hızlı ve kaliteli hizmet prensibiyle müşterilerine çözüm sunuyor.

Sizi kısaca tanıyıp Akbarkod hakkında bilgi alabilir miyiz?
1988 yılında İstanbul’a gelip hem okul hem çalışma bu hayatına başladım. Tabii o dönem tekstil değil, matbaa sektöründeyim. Matbaa, kartvizit, davetiye, el ilanı dağıtımı ve pazarlamasını yapıyorduk. O vesileyle bu sektöre de başlangıcımız oldu. Ben normalde Su Ürünleri mühendisiyim. Matbaadan daha sonra Tekstil yan ürünlerine döndük. Tekstil yan ürünlerinden barkod makinelerinde kullanılan sarf malzemelerini satmaya başladık. Sonra da işin içine yazılımı da dahil ederek tam bir barkod firmasına döndük.
Ak barkodun kuruluşundaki amaçladığı hedef barkod makineleri ve barkod makinelerine kullanılan sarf malzemeleri satmaktı. Tabii bir de teknik teknik servis hizmeti veriyorduk. Lokomotif tekstildi. Daha çok tekstil sektörüne hitap ediyorduk ama zamanla işin içine yazılım kalktık ve böylece sektörü daha da genişlettik. Bunun içine gıda, ambalaj, ayakkabı, kimya, kozmetik tarzı tüm sektörleri de kattık. Barkod tüm sektörlerde hizmet veren bir kuruluş tarzında düşünebiliriz yani barkodu kullanmayan hiçbir sektör yok ama bizim kendi lokomotif tercihimiz tekstile ve gıdaya yönelikti.

Firmanızın kurulduğu zamandan bu zamana kadar ki gözlemleriniz ve analizleriniz nelerdir? Ne tür çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz?
2011 yılında, kurulduğumuz günden beri sürekli bir büyüme gösteriyoruz. Minimum %50 kapasiteyle büyümüşüz. 2017 yılı için de aynısını söyleyebiliriz. 2018 yılında kapasite ciddi anlamda büyüdüğü için yıl başında %30 büyümeyi hedefliyorduk. Belirlediğimiz hedefi de aşarak %40 gibi bir büyüme gösterdik. 2019 yılında da yine minimum %30 bir büyüme hedefliyoruz. Neden diye sorarsanız sektör geniş bir sektör ve biz iyi bir ekibe sahibiz. Çok yetenekli bir genel müdürümüz var ve geleceği çok iyi görüyor. Biz büyürken beraberimizde batan firmalar da oldu. Önemli olan işinizi düzgün ve kaliteli yapmak, tercih edilen olmaktır. Her sektörde istikrarlı ve düzenli gitmek, müşteriye güven ve devamlılık hissini vermek gerekiyor. Bu sizin hızlı büyümenize etken oluyor.
Kurulduğumuzdan beri hep gelişim içerisindeydik. İlk başladığımızda sadece sarf malzemeleri satmayı hedeflerken bunun yanında da sürekli bir araştırma içerisindeydik. Yurt içi ve yurt dışı fuarlara katılımcı ve ziyaretçi olarak kesinlikle bulunuyoruz. Her sektörde, her fuarda varız ama kendi sektörümüzle alakalı tüm fuarlarda hem ziyaretçi hem katılımcı muhakkak bulunuyoruz. Gittiğimiz yerlerde de gördüğümüz yeni ürünleri veya ülkemizde uyabilecek her ürünü araştırıp kendi bünyemize katmaya çalıştık. Bunun yanında yeni yeni ürünler getirdik ve farklı barkod okuyucuları getirdik. Barkod yazıcıları Türkiye’ye distribütörlük yapacak şekilde getirdik. Önümüzdeki süreçte de tabii ki bu araştırmalarımız devam edecek.Planlarımızda olan bazı distribütörlükler var ve onlarla görüşmelerimiz sürüyor.

Akbarkod’u farkı kılan nedir?
Müşteriler bizim iş ortaklarımız biz onlarla birlikte büyüyoruz. Kendimizi nasıl görüyorsak aynı şekilde onlara da aynı hizmeti aynı kaliteyi sunmak çalışıyoruz. Bu bizim temel prensibimiz; hem kaliteli ürün hem kaliteli fiyat, hızlı servis kesinlikle bizim olmazsa olmazlarımız içinde. Bu da bizi hızlı büyüttü. Müşteride güven duygusu oluşturdu. Sakıp Sabancı’nın bir sözü var ‘’Ucuz mal alacak kadar zengin değilim’’ biz de onu biliyoruz kesinlikle ucuz mal satarak piyasaya girmek istemiyoruz. Kaliteli ürün satarak piyasaya girmeye çalışıyoruz. Bizim için önemli olan müşterinin ne istediğini bilip ona hizmet etmektir. Müşterinin istemediği şeyleri ona satmak gibi bir şeyimiz yok. Müşteri ile birlikte ortak hareket ediyoruz. Aynı şekilde tedarikçilerimiz için de öyle. Tedarikçilerimizden iyi hizmet alabilmek adına onlara sürekli baskılayarak ucuz mal kötü mal almak değil kaliteli malı uygun fiyata almaya çalışıyoruz, bunu da aynı şekilde kullanıcılara veriyoruz.

Türkiye’nin hangi bölgelerine nasıl hizmet vermektesiniz?
Satış olarak e-ticaret sistemimizle tüm Türkiye’ye hizmet veriyoruz. Bunun yanında normal satış pazarlama ağımız geniş ve sahadaki arkadaşlar Türkiye’nin her yerine hemen hemen ulaşıyorlar. Türkiye’nin sayılı büyük firmalar içerisinde tekstil ve gıda anlamında iyi firmalar içinde varız. Bölgesel bazlarda bayiliklerimiz değil, daha çok temsilciliklerimiz var. Yani müşteri ağını daha çok biz kendimiz oluşturuyoruz. Bireysel olarak kendi çabalarımızla oluşturuyoruz ve buradan takip ediyoruz.

Yurt dışına satış gerçekleştiriyor musunuz?
Ürünlerimizin şöyle bir dezavantajı var; ürünlerimiz tamamen ithal. Yerli üretim bu konuda maalesef yok. Ne bir barkod okuyucusu ne bir barkod yazıcısı ne de bu anlamdaki sarf malzemeler de üretimimiz yok. Bu anlamda tamamen dışar bağlıyız ve daha çok uzak doğu ülkelerine bağlıyız. Böyle olunca da diğer ülkelere bizim satışma yapma imkanımız azalıyor. Satışınız olmuyor mu dersenize satıyoruz ve müşterilerimiz var. Orta Doğu ülkeleri, Türki Cumhuriyetleri ve Balkan ülkelerine satışlarımız var ama bunlar daha az adetlerde olduğu için büyük adetlerde ulaşmıyorlar. O zaman direkt Uzak Doğu ya da Avrupaya gidip kendileri alabiliyor.

Yaşanan ekonomik durumdan etkilediniz mi? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Etkilenmemek mümkün değil, tabii ki etkilendik ama bizi yıpratan en önemli şey dövizin istikrarsızlığı idi. Evet yükselmesi bir şekilde etkiledi ancak istikrarsızlığı, güvensizliği nerede duracağı belli olmaması tedirginlik oluşturuyor. Böyle olunca para ticarete aktarılmıyor, insanlar parayı elde tutuyor ve bu da ekonomiyi daraltıyor. Bu kriz dönemini biz nasıl atlattınız diye sorarsanız bizim müşteri portföyümüz daha çok ihracat yönelik firmalardı. Onlarda dövizle hareket ettiklerinden çok fazla etkilenmediler ama sadece yerli piyasaya çalışıp ve ithal ürün kullanan firmalar daha çok yıprandı. O anlamda biraz daha avantajlıydık. Bizim ürünlerimiz döviz bazında geldi ve mecburen de döviz bazında satıyorduk. Çünkü biz ürüne hiçbir katma değer katamıyoruz, aldığımız ürünü aynı şekilde müşteriye aktarıyoruz. Dövizle alıp dövizle satıyorduk, o yüzden kaybımız minimum seviyede.

Son olarak belirtmek istediğiniz başka husus?

Biz her sektörde olduğu gibi ülke ekonomisinin kalkınması için yapmamız gereken tek şey üretim yapmaktır. Üretmeden hiçbir şeye sahip olamayacağımızı bilmemiz gerekiyor. Şu an dünya lideri ülkelere baktığımızda ya ekonomisi çok güçlü teknoloji üreten firmalar ya da üretim yapan firmalardır. Bir Çin’e baktığımızda sadece üretim yapıyor, bir Japonya’yı düşünüyorsunuz teknoloji üretiyor. Bizim teknolojide şu an en azından ulaşabileceğimiz bir yer yok. Üretimimizi geliştirmemiz gerekiyor. Böylece hem istihdam sağlamış olacağız hem ülkemiz bir adım daha öne gitmiş olacak yoksa AVM ve betonlaşma kültürüyle bir yere varabilme imkanımız yok. Gelişmek ve dünyada söz sahibi olmak istiyorsak yapmamız gereken şeylerin içerisinde en önemlisi üretim yapmaktır. Diğer türlü krizlerin bizi sürekli bulmasını engelleyemeyiz.